| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | identify with f. | özdeşleşmek | ||
|
This is the kind of language I can identify with. Bu benim özdeşleşebileceğim türden bir dildir. More Sentences |
||||
| Genel | identify with f. | özdeşleştirmek | ||
|
Surely we need something else the people in our Member States can identify with. Elbette Üye Devletlerimizdeki insanların kendilerini özdeşleştirebilecekleri başka bir şeye daha ihtiyacımız var. More Sentences |
||||
| Genel | identify with f. | kendini biriyle özdeşleştirmek | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | identify with f. | ile bir bağlantısı olduğunu düşünmek | ||
| Deyim | identify with f. | ilişkilendirmek | ||
| Deyim | identify with f. | -e bağlamak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | identify oneself with f. | katılmak | ||
| Genel | identify (with) f. | (kendini) başka biri ile özdeşleştirmek | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | identify (oneself) with someone or something f. | (kendini) biriyle/bir şeyle ilişkilendirmek | ||
| Öbek Fiiller | identify (oneself) with someone or something f. | biriyle/bir şeyle bağlantısı olduğunu düşünmek | ||
| Öbek Fiiller | identify (oneself) with someone or something f. | (kendini) biriyle/bir şeyle özdeşleştirmek | ||
| Öbek Fiiller | identify (oneself) with someone or something f. | (kendini) biriyle/bir şeyle bir tutmak | ||
| Öbek Fiiller | identify (oneself) with someone or something f. | birinde/bir şeyde (kendini) görmek | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | identify oneself with f. | kendini özdeşleştirmek | ||
| Deyim | identify oneself with f. | temsil etmek | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | furthermore, they may identify their personal interests with the political designs of the invaders i. | hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler | ||